crocus

25/9/2006

ÖĞRENDİMKİ

Yıllar sonra öğrendim ki... Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karşı tarafa bırakırsınız. Öğrendim ki... Güveni geliştirmek yıllar alıyor, Yıkmak bir dakika. Öğrendim ki... Hayatında nelere sahip olduğun değil Kiminle olduğun önemli. Öğrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün Ama sonraki için bir şeyler bilmek gerek. Öğrendim ki... Kendini en iyilerle kıyaslamak değil Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir. Öğrendim ki... İnsanların başına ne geldiği değil O durumda ne yaptıkları önemli. Öğrendim ki... Ne kadar küçük dilimlersen dilimle Her işin iki yüzü var. Öğrendim ki... Olmak istediğim insan olabilmem Çok vakit alıyor. Öğrendim ki... Karşılık vermek Düşünmekten çok daha basit. Öğrendim ki... Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun. Öğrendim ki... ´Bittim´ dediğin andan itibaren Pilinin bitmesine daha çok var. Öğrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen Tepkilerin hayatını kontrol eder. Öğrendim ki... Kahraman dediğimiz insanlar Bir şey yapılması gerektiğinde Yapılması gerekeni Şartlar ne olursa olsun yapanlar. Öğrendim ki... Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor. (öğrenmek zaman alıyor belki,belki öğrenecek daha çooook şeyimiz var ama ben yaşayarak öğrenmek istiyorum... Aklı başında biri olmalı hayatımda bana öğretecek,benden öğrenecek bazen de...

18/9/2006

RİCA ETSEM



Kullanabiliyorum aklımı, hayır, hayır, delirmedim daha,
Fizik yasaları vardı, anımsıyorum, kütlenin çekim gücü mesela.
Yerçekimi vardı sonra, G diye birşey, formülü bile aklımda.
İyi ama, o zaman benim bu yaşadığım tam anlamıyla saçma..!

Afedersiniz hanfendi, rica etsem, bakabilir misiniz bir dakika?
İnanın istemezdim yardımınızı, kalmasam böyle zor bir durumda
Rahatsız etmek değil niyetim, tek bir soru soracağım yalnızca
Neden yere basmıyor ayaklarım, lütfen açıklayabilir misiniz bana?

Nasıl telaşlandı birden, nasıl da uzaklaştı korkuyla..!
Altı üstü bir yardım istemiştim, ne var sanki bunda?
Hırsız mı sandı beni, dolandırıcı yada dilenci mi yoksa?
Akıllı birine benziyordu halbuki, çözüm bulur sanmıştım sorunuma.

Dur bakalım şimdi, sakin olmalıyım, hiç gerek yok telaşa.
Az önce keyifle yürüyordum ben bu sessiz ve sakin sokakta
Hatırlıyorum, eski mi eski bir şarkı konmuştu dudaklarıma
İşte şu köşeyi dönünce de aklıma geldi, yaktım bir sigara.

Ahh, tabii ya, şimdi anladım, yüzün belirmişti bir anda,
Sigaramdan çektiğim İlk nefesin dumanları arasında.
İlk değil ki bu, sen böyle aniden düşüverince aklıma
Kesiliyor ayaklarım yerden, kendimi buluyorum havada.

İyi hoş da, ne yapacağım ben şimdi bu durumda?
Yürümek mümkün değil, yeryüzü değimiyor ki ayaklarıma.
Hayır dert etmeyeceğim, uğraşa didine ilerleyeceğim bir çift kanadım olsa
Onlar da yok işte, böylece asılı kaldım bir balon gibi ortalıkta.

Allah vere de bari rüzgar falan çıkmasa
Kimbilir nerelere savrulurdum öyle birşey olsa...
Belki de çıkıverirdim bulutların arasına
Dönemezdim oradan, sen de kalırdın merakta.

E hadi ama, lütfen, hayır sahibi birileri geçsin artık bu sokaktan
İtfaiye gelir mi ki ağaca çıkmış ta inemeyen yavru kedi gibi miyavlasam?
Ah keşke telefonum olsa da yanımda polisi falan arasam
Şöyle kelli felli bir komser sesi "buyrun beyfendu" dese uzaktan
"Şey" desem "aşık oldum da ben. Yere inemiyorum o yüzden."
Gelip alırlardı beni, alırlardı ya, bu sefer de çıkamazdım karakoldan,
Bilmem kaç sayılı "devlet memurunu boş yere uğraştırmak" suçundan.
Yada bir ambulans dolusu gelirdi o beyaz gömlekli amcalardan,
Sonra da sen arayıp dururdun beni tımarhane koğuşlarından.
Aman aman, iyi ki yokmuş telefonum, ben en iyisi şöyle bir uzansam
Madem uçuyorum, oldu olacak havada yüzmenin keyfini çıkarsam
İyi hoş da geçmeyecek ki sorun kendi başına, inmem gerek akşam olmadan...

Çaresiz kaldım, yardım et bana, çıkamayacağım bir başıma bu derdin altından
Rica etsem sevgilim, bir an, sadece bir an olsun, çıkabilir misin aklımdan?

18/9/2006

Telefonun meşgul çalıyor..

Telefonun meşgul çalıyor..
korkarım bir başkasıylasın şimdi,
onu kandırıyorsun o tatlı yalanlarınla..
artık o olacak senin için aşk ..
korkarım ı-unutacaksın beni..
ne adım olacak dilinde
ne de sevgim kalbinde..
aklın onda olacak sadece...

Telefonun meşgul çalıyor..
duyamayacağım sesini bu akşam,
uyuyamayacağım sabaha kadar
seni düşünüpte..
bir başkasıyla konuşuyor deyipte..
belkide merak edeceğim
ne anlatıyorsun diye..
sevdiğini söylüyor musun acaba ona?
ya söylüyorsan!

Telefonun meşgul çalıyor..
yüreğimde bir heyecan ki sorma..
korkuyorum seni kaybetmekten..
ya bir daha olmazsan,
ya bir daha duyamazsam sesini..
yaşamak mı derim o zaman
yaşadığım hayat..
kalbim duracak sanki
telefonun başında..

Telefonun meşgul çalıyor..
acaba yanlış mı çevirdim numarayı
iyi ama
ben sadece senin numaranı biliyorum....

15/9/2006

Bekleyeceğim, ateşle su gibi…

Bekleyeceğim, ateşle su gibi…

 

Ateşle suyun hikayesini bilir misin?

Ateşin suyu ilk gördüğünde nasıl yandığını,

Saç diplerine kadar…

Ve suyun aşkından aktığını, aktığını,

Akıp da gittiğini bilir misin?

Upuzun yollardan geçip

buluştuklarında

birbirlerine yaptıklarını…

Bütün imkansız ve hep can çekişen aşkların

İntikamını alırcasına söndüklerini ve yandıklarını bilir misin?

Gerçek aşkın hep beklediğini,

sevmenin ve sevişmenin koynunda

ıssız bir çölde kaybolduğunu…

Serabını arayan,

ve sıcaktan kavrulmuş gezginler gibi,

tek bir kalbin etrafında dönüp durduğunu bilir misin?

Sahip olamayacağım sana,

bekleyeceğim…

Ateşle su gibi…

 

Su derinde kalır

ve görür her şeyi…

Üstündeki ateşin çaresizliğini,

imkansız güzelliğini,

ve durmadan yalvarışını…

 

Önceleri  kendimle yetinen

bir ateştim,

sonra dünyaya kandım.

Kalbimdekiler yetmedi,

Dışarıda ne varsa yakmaya kandım.

Karşıma ne çıkarsa yakar ve yakılırken,

beni bir suyun seyrettiğini gördüm.

Kalbime geri dönerken anladım,

Sana yaklaştıkça su yükseliyordu…

Kolay olmuştu oysa,

seni kendime bağlamam.

Sende boğulmam kadar kolay…

Sen, sevgili! Alevin üstünde salınan bir su gördün mü?

Alevini yakan bir su…

Sen bende kendini gördün mü?

 

Hep seni beklediğime inanasın diye,

yaldızlı fotoğrafımı yapıştırmıştım

pencereme…

Beklerken tutuştum acılar içinde…

Ben yandım,

yaldızım sana kaldı

isli pencerelerde…

 

Canı sıkılan

bir suyu içiyorum günlerdir.

Ağlamamak için

gülen bir suyu öpüyorum.

Gülüşünden utandıkça gözleri dolan…

Güzelliğini saklamak için

hep baş eğen bir suyu…

Küçük ama hoyrat alevlerle,

belleğinin aşk hücreleri

yıllarca boşuna yanmış bir su bu…

Yangından kaçarken

suyun parmak uçlarına saklanmış

o aşk hücreleri…

Oradan çıkıp

uzak neresiyse

oraya doğru koşmak istiyorlar.

 

Tırnak uçlarındaki pencereler yanıyor…

Onları ısırıp parçalayarak,

kendine yeni bir su arayan

bir suyun peşinden

koşuyorum günlerdir…

15/9/2006

KARABASAN GECELER



Yiğit Tekin - Karabasan Geceler

yar yar deyişine
yar yaban sevişine
bir çare bulamadım
dalıpta gidişine...

Ay canım iki gözüm önün aksın
yaslardayım,yüzüm ehramına dalsın
tutuklama sorguların canımı alsın
yar yar diye diye
yar oldum yaban ele

karabasan gecelerde sararsın beni
uçuklayan dudağına sorarsın beni
iki damla gözyaşınla ararsın beni
yar yar diye diye
yar oldum yaban ele

umutsuzluğu ihraç eden bi çok ülkenin
herhangi bi şehrinde bıraktım seni
inzivaya çekilmiş bu hikayenin
hüzün dolu tetiğini çoktan çektim
seni öldüreli çok oldu..
şimdi benden de betersin!
iyi ve güzeli hakikate bel bağlamış
saf dillerden bihabersin
belki çıldırmak üzeresin
hayati vurguların tükenmekte
gazete manşetlerinde
aristokrat bi ferman olurken ölüm ilanın
karanlığın ardı sıra
çığlıklar ve uğultular eşliğinde
sevdamdır uğurladığım...

 

« Önceki :: Sonraki »